Refrakter malzemeler, ateşe dayanıklı malzemeler olarak tanımlanır. Refrakter malzemeler 1000 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda uzun süre kullanılabilir. Başta endüstrinin temel izolasyon malzemesi olan ateş tuğlaları olmak üzere, camlar, mutfak eşyaları gibi büyük bir malzeme grubunu oluşturur. Bunlar metalik malzemelerin pahalı olduğu veya kullanılmadığı yerlerde tercih edilir.
Devamı »
Toprak, endogen granit kayaların doğanın aşındırmasıyla ufalanması sonucu meydana gelmektedir. Toprağın her türü seramik için uygun değildir. Kullanıma elverişli toprak ise kildir. Kil, dünyanın ana maddesidir. Killerin plastik özellikleri nedeni ile şekillendirme imkanlarına sahip bulunmaları ve şekillerini pişirme sureti ile koruyabilmeleri esasına dayanan seramik endüstrisi dünyanın en eski endüstrilerinden sayılmaktadır.
- Killerin, suyla karıştırıldıklarında, plastik özellikleri olan, kolayca biçimlendirilebilen bir hamura dönüşme, pişirildikten sonra da sert, sağlam, değişmez bir yapı kazanma özelliklerine dayalı çömlek üretme sanatı.
Devamı »
Çin sanatının en ilgi çekici ürünlerinden biri olan seramik yapımı, Cilalıtaş devrinde başladı. Şang sülalesiyle (İ.Ö. 1450-1100) birlikte, çakıl toprağından yapılmış sırlı kaplar ve beyaz seramikler, Cilalı -taş devrinde yapılmış renkli çanak çömleklerin yerini aldı. 23 yüzyıl boyunca hiç kesintisiz ürün vermeyi sürdüren King-Di-Cin’deki fırınlarda, Han’lar döneminde (İ.Ö. 206-İ.S. 220) yeşil ya da san sırlı ilk porselen örnekleri ile yeşilimsi sırlı ilk seladonlar yapıldı. Altı Sülale döneminde (265-585), tekniklerin [kurşunlu sırlar) ve biçimlerin (son derece zarif.hayvan biçimli ibrikler) çoğaldığı görüldü.
Devamı »
Hammaddesi, toprak… Yaşamın sarp kayalar üstüne incecik yeşil parmaklarıyla tutunmasını sağlayan, ekinleri göverten, kutsal, doğurgan toprak. Bu kez dünyanın bereketini içinde saklamak, yere saçılıp israf edilmesini önlemek için suyla buluşuyor. Derken eli insan eline değiyor; kıvamınca yoğrulup biçimleniyor ekmek gibi. Ve ateşte pişiriliyor…
İnsanlık tarihini araştıran bilim dalları için topraktan yapılma çanak-çömlek gibi buluntular büyük önem taşıyor. Ellerin toprakla olan bu yoğurma-biçimlendirme serüveni, Anadolu’da, Cilalı Taş Dönemi’nde başlıyor. Tahılın beslenmede ağırlık kazanmasıyla insanoğlu sulu malzemesini koyabileceği çömleği, kap kacağı yaratıyor. Yaşam kaynağı topraktan yapılma çanak çömleğin içine, bir başka yaşam kaynağı, besinler konuluyor.Ve sonradan su sızdırmaması için testiler, küpler, tabaklar erimiş kumla kaplanıyor, yani sırlanıyor.
Uygarlık tarihinde ekmek kadar kutsal, sıcacık toprağı elinde yoğurup biçimlendiremeyen bir ulusun varlığından söz edilemez. Anadolu toprakları ise çok eski devirlerden beri toprak sanatları konusunda önemli bir mekezdi. Seramik işleri, Türkler’in Orta Asya’dan beri ulusal sanatları arasında yer alıyordu.Bozkırlarda yeşil renge duyulan hasret, Anadolu’da çini ve seramiğin firuze yeşilinde ölümsüzleşti.Toprak sanatları, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Anadolu’ya özgü malzeme ve tekniklerin kullanımıyla daha da gelişti ve buradan tüm dünyaya yayıldı. XII. ve XIII. yüzyıllarda Selçuklu egemenliği sınırları içindeki Anadolu’da, toprak sanatlarının merkezi Konya idi.
Anadolu’da Türk çini ve seramik sanatı, özellikle XIII. ve XIX. yüzyıllar arasında büyük gelişmeler göstermiş ve çeşitli teknikler, zengin renk ve desenlerle dünyada beğeni kazanmıştır. Mimariye bağlı olarak gelişen çini sanatı, Anadolu’ya Selçuklular’la girmiş, çeşitli tekniklerle en güzel ve başarılı örneklerini vermiştir. Osmanlı Sanatı’nda çinicilik desen ve renklerdeki daimi atılımlarla sürekli gelişmiştir.
Devamı »
Azulejo, Portekiz ve İspanya’ya has bir seramik çalışmasıdır. Zaman içinde Portekiz kültürü’nün tipik yöntemi olmuştur. Özellikle Portekiz’de kiliselerin iç ve dış cephelerinde, saraylarda, evlerde ve hatta tren ve metro istasyonlarının dekarasyonunda dahi azulejo kullanılmaktadır. Sadece görünüm amaçlı değil, evlerin ısı kontrolünü sağlaması gibi diğer amaçlar için de tercih edilmektedir.
Azulejo, İber Yarımadası’na bu sanatı Persler’den öğrenen Mağribiler’le gelmiştir.
Devamı »