Gümüş altın platin gibi değerli madenlerden yapılan takıların eşyaların kullanılmasıgeçmiş çağlarda da bir zenginlik prestij simgesi olmuştur. Bu nedenle insanlar her zaman bunlara ilgi duymuştur.

Gümüş altın bilindiği üzere dünyada en değerli madenler arasında ilk sıraları alır. Bu nedenle çağlar boyu çeşitli amaçlarla kullanılan bu tür değerli madenlerin işlenmesi ticareti belli mevzuatlara kurallara uygun yapılmaktadır.

rus
I- ORGANİZASYON VE YÖNETİM GRUPLARI
Rusya’da gümüş ve kuyumculukla uğraşan sanatçı ve üreticilerin dönem dönem farklı gruplar altında toplandıkları ve yönetildikleri bilinir.

17.yy Rusya’sında gümüş ve kuyumcu esnafı iki gruba ayrılmıştı.

Le Rang d’Argent: Moskova ve taşradaki kuyumcular ve gümüşçüler birliğiydi.

Çarşılarda kuyumcular ve gümüşçüler bir sıra halinde dizilmiş ufaklı büyüklü dükkânlarda ticaret yaparlardı. Bunların bir kısmı sadece alım satımla uğraşır bir kısmı da kendi üretir ve satardı. Bunları kısaca “tüccarlar” ve “sanatçılar” olarak adlandırabiliriz. Her iki grup da Le Rang d’Argent üyeleriydi. Bu organizasyona üye olabilmek dönemin Çar’ı tarafından hazırlatılmış belgelerin imzalanmasıyla gerçeklenirdi (Porutchnye Zapisi).

Bu organizasyonun başında iki memur (Starosty) bulunurdu. Bunların görevi gümüş eserlerin ağırlığını niteliğini denetlemekti. Daha sonraları ise gümüş eserlerin damgalanması işini de üstlenmişlerdir. Damgasız eşya satmak yasaktı. Diğer taraftan her iki memur taşradaki sergi ve fuarları da ziyaret ederler burada satılan gümüş altın eşyaların kontrolünü yaparlardı.

L’Oruzheinaya Palata: Moskova’daki Kremlin Sarayı’na bağlı atölyelerin kuyumcuların oluşturduğu bir dernektir. Bu dernek doğrudan Çar’a bağlıydı. Bu organizasyonun başında bir de soylu bir kişi bulunmakta genel yönetimi o sağlamaktaydı. Örneğin Bogdan Matueievich Khitrovo (1655-1680) yılları arasında bu atölyelerin yönetimini üstlenmişti. Kremlin Sarayı’na bağlı atölyelerde pek çok değerli sanatçının yetiştiği de bilinir. Bu atölyeler Çar ve sülalesine court (meclis) üyelerine üretim yapmakla sorumluydu.

Diğer taraftan bu bahsi geçen organizyonun (derneğin) başındaki yönetici kadronun iki önemli görevi vardı. Bunlardan birincisi; bahsi geçen sanat dalında faaliyet gösterenlerin yapacakları ticaret ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak diğeri ise; Çar’ın özel siparişlerini yapan atölyeleri yönetmek ve denetlemekti. Örneğin bu atölyelerde kimlerin çalışacağınıne yapacağını belirlemek gibi.

Zaman içinde organizasyonlarda değişimler gözlendi. Şöyle ki 19 Ocak 1700 tarihinde Çar 1. Pierre’in buyruğu ile tüm mücevher gümüşçü esnafı ve sanatçıları L’oruzheinaya Palata’ya bağlandı. Moskova ve taşradaki tüm altın ve gümüş eserler bu dernekte görev yapan “Starostes’ler” tarafından incelenerek damgalanıyordu.

Rus gümüş sanatı incelenirken gümüş sanatçılarının pek çoğunun yabancı: Alman İngilizFransız sanatçılardan oluştuğunu görmekteyiz. Örneğin (1714-1800) yılları arasında Rusya’da 234 Alman 261 İskandinav 44 Fransız bunların yanı sıra İngiliz İtalyan sanatçıların çalıştığı da bilinmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç: Rus gümüş sanatının temelinde yabancı ustaların bilgi beceri kültü yatmaktadır. Zaman içinde bu ustaların yanında yetişen Ruslar ilerideki dönemlerde kendi kültür ve sanat anlayışlarını ortaya koymuşlar ve özellikle 19.yy’dan itibaren bu yönde pek çok güzel değerli eşyalar üretmişlerdir.

1714 yılında St. Petersburg’da iki dernek oluşturulmuştur. Bunların birinde RUS SANATÇILAR diğerinde YABANCI SANATÇILAR bir araya gelmiştir. Bu derneklerin daha önceki Rang d’Argent’dan farkı bu her iki dernekte tüccarların bulunmayışıydı. Bu her iki derneğin başında yöneticiler görev yapmaktaydı. Biz bu dernekleri “loncalar” olarak da tanımlayabilmekteyiz.

19.yy başlarından itibaren loncalar özelliklerini yavaş yavaş yitirmeye başladı. Damgalama işlemlerini de Çar’a bağlı olarak faaliyet gösteren “Assay Office”ler (damgalama ile görevli firmalar) yapmaya başladı Bölgelere şehirlere göre değişik organizasyonların gerçeklenmesiyle bu durum sağlanmış oldu.

II- RUS GÜMÜŞ SANATINDA KULLANILAN TEMEL SÜSLEME TEKNİKLERİ
A-EKLENTİSİZ SÜSLEMELER: Gümüş eserin yüzeyine herhangi bir malzemenin (gümüş taşmine) eklentisi yapılmaksızın yapılan dekorlara eklentisiz süslemeler (dekorasyon) denir.
1- Kalem İşçiliği İle Yapılan Süslemeler: Kalemkârın elindeki sivri uçlu maden kalemlegümüşün yüzeyinde yapmış olduğu desenler olarak kısaca tariflenir. Kalem ve çekiç süslemeyi yapmada kullanılan temel iki malzemedir (Resim 1) (Kalem işçiliğine örnek).

2- Repousse (Kabartma) Süslemeler: Gümüş eserin dış yüzeyinden veya iç yüzeyinden veya her iki yüzeyden özel kalemler ve çekiç kullanılarak yapılan kabartma görünümlü süslemeler olarak özetlenebilir. Örneğin parça bir vazo ise bunun içi ziftle doldurulur. Metal kalem ve çekiçle dış yüzeyden yapılacak motife uygun kabartma desen eserin yüzeyine işlenir (Resim 2). Eğer parça çukur kâse formunda ise bu obje içi zift dolu bir leğene benzer kaba oturtulur ve uygun araç gereçler kullanılarak bu defa eserin iç yüzeyinden çalışılır. Yani iç yüzeyden çalışılarak istenilen motif eserin dış yüzeyine parçanın iç kısmından işlenmek suretiyle resmedilir.

3-GUILLOCHE (Aznavur): Ülkemizde Aznavur olarak bilinir. Birbirine paralel sinüs dalgalarının oluşturduğu bir süsleme çeşididir. Çok dikkat ve özen isteyen bir çalışma tekniğidir. Güneş aznavur (perdeli aznavur) sade aznavur noktalı aznavur olarak adlandırılan çeşitleri mevcuttur (Resim 3).

4- AJUR: Kıl testeresinin kullanılmasıyla gümüş parçanın kesilerek delikler şeklinde (yaprakçiçek vb. formlar) süslenmesi olarak tariflenir. Bazı durumlarda bu görünüm döküm tekniğinin kullanılmasıyla da elde edilir. Bu süslemenin birlikte kullanıldığı bir mine süslemesi vardır ki bu tekniğe fenetre= (Temail plique-a-jour) diyoruz. Mine bölümünde bu daha geniş bir şekilde açıklanacaktır (Resim 4).

5- BASMA TEKNİĞİ VE PRES: Basma tekniği bir motifin sert metal yüzeye işlendikten sonraparçalar halinde bu metal yüzeyin gümüş plaka üzerine basılması suretiyle yapılan süslemeler olarak açıklanabilir. Örneğin; ikonaların gümüş kenar çerçeveleri çoğunlukla bu tekniğin kullanılmasıyla süslenmiştir. Ayrıca elektriğin keşfi ile pres makineları kullanılmaya başlanmış ve çeşitli gümüş eserlerin bu yöntemle üretimi gerçekleşmiştir. Objenin şekli ve uygulanacak dekor pres kalıbına uygulanır. Astar olarak adlandırdığımız gümüş plakakalıbın altına yerleştirilir kalıp hızla bu yüzeye temas ettirilir. Böylece hem istenilen formhem de dekor elde edilmiş olur. Kısaca: pres tekniği basma tekniğinin otomatik hale getirilişidir denebilir. Ondaki fark basma tekniği ile sadece yüzey dekoru yapılabilmektedir. Halbuki pres tekniğiyle hem dekor hem objenin şekli aynı anda elde edilebilmektedir