Çubukçuluk köklü el sanatlarından biridir. Kişisel kullanım yada satış için yapılan çubuklar günümüzde turistik bir değer kazanmıştır. Ağızlık yapımında yörede germişek yada karamuk denilen bir ağaç kullanılır. Germişek çubukları istenilen boyda kesilir, bunlar uzunluklarına göre “Lüleli, topcık başlı, yanma başlı, ufak ağızlık, ufak lüleli ağızlık, arabalı ağızlık (birbirine geçmeli)” gibi çeşitli adlar alır.
Tomruk makinesinde kabukları soyulan çubuklar tornaya bağlanır, keski yatay yada dikey tutularak desenin dış çizgileri (konturlu) çizilir.
Sonra kalemle (ince uçlu işleme ve kakma gereci) desenler oluşturulur. Bu işleme “nakış keskisi” denir. İşlemleri bitirilen ağızlık kezzaba batırılır. Ateşe tuttuktan sonra zımparalanır. Yeniden tornaya bağlanır ve matkapla ağız bölümü (sigara konulan yeri) açılır. Çakıyla yassılaştırılan bu bölümde kezzaba batırma, kızartma ve cilalama işlemlerinden geçirilir.
Devamı »
Hemen hemen her ailenin kenevir (kendir) yetiştirdiği eski günlerde: halat-iplik, tevek donu, tevek entarisi, tevek şalvarı, ceketi, pantolonu, iç çamaşırları ev dastarı vs. gibi hemen, hemen bir evin bütün tekstil ihtiyaçları tevek-tokmak el dokumacılığı maharetiyle yapılırdı.
Devamı »
Antalya ülkemizin turizm merkezidir. Bu yönüyle ülkemizin dünyaya açılan penceresidir. Turizm merkezi olmasının yanı sıra, iç göç alan illerimizin de başında yer almaktadır. Dolayısıyla Antalya, toplumsal ve sosyal yapının çok hızlı değiştiği bir yerdir. Yüzyılların birikimiyle genç kızlarımızın,yaşlı ninelerimizin ve usta ellerin meydana getirdiği el sanatlarımız; Antalya coğrafyasında geniş bir yer tutar. Bölgede konar-göçer yaşamın yüzyıllardır sürmesi,bu yaşama biçiminin üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı, özellikle dokuma türü el sanatları günümüze kadar yaşama şansı bulmuştur. Turizm; El sanatlarının pazarlanması sorununa önemli bir çözüm getirmektedir. Ancak bunun yanında önemli sorunlarında kaynağıdır. Çünkü çağın teknolojik gelişmesi , toplumsal ve sosyal değişim, turizmle birlikte el sanatlarımızın yok olmasının yanında , yozlaşmasının da önemli etkenlerinden olmaktadır. Bu değerli kültür varlıklarının ortaya konması,korunması,yaşatılması ve geliştirilmesi bu koşullar altında olanaksızlaşıyor. Ülkemiz için çok önemli gelir kaynağı olan turizmi neden bu kadar suçlu görüyoruz! Belki turizmin değil de, sektöre hazırlıksız yakalanan bu halk kültürü ürünlerimizin ve bu sektöre göre eğitilememiş yöre insanın suçudur tüm bunlar. Fakat yine de değirmen gibi değerlerimizi öğüten turizm sektörünün rant yeme özelliğini saf ve temiz insanlarımıza veya el sanatlarımıza bağlamak doğru olmaz sanırım. Birçok alanda olduğu gibi plansız, programsız yapılanmadan söz etmek de mümkündür.
Devamı »
Konya’da dokumacılık, ağaç işçiliği, dericilik, bakırcılık, keçecilik, kaşıkçılık ve kuyumculuk gibi el sanatları, Selçuklularla başlamış ve zaman içinde gelişmiştir.
Çinicilik
Pişmiş topraktan yapılan levha biçimde bir yüzü renkli ve sırlı duvar kaplama malzemesi. Sözcük geniş anlamda aynı biçimde yapılan, tabak, kase, testi, çanak, çömlek içinde kullanılır.
Anadolu Selçukluları’nda çini, simgesel ve bezemesel bir malzeme olmaya Konya’daki Alaaddin Camii’nin mihrap ve kubbesindeki örneklerle başlamış, Sırçalı Medrese ile tekduvar kaplama malzemesi haline gelmiş, Karatay Medresesi’nin kubbesinde ise doruğa ulaşmıştır. Selçuklu döneminde Konya’da, İznik, daha sonra da Kütahya’da gelişen çinicilik günümüzde de Kütahya’da gelişmiştir.
Nadide eserlerin ortaya konduğu bu çalışmayla çini, yüzyıllarca süren ayrılıktan sonra yeniden kendi tarihiyle buluşmuş ve Selçuklu Çinisi Selçuklu’da üretilmiştir. Üretilen Selçuklu Çini mamülleri yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.