Sinop ili el dokuma ve işlemeleri yönünden oldukça zengindir. Her ilçesinin kendine has el dokuma ve el işlemeleri vardır.
Sinop ili ve çevresinde, peşkir veya çarşaf olarak yapılan el dokumalarının iki kısa kenarına dokuma sırasında renkli ipliklerle oluşturulmuş geometrik süslemeye “Dökme” adı verilmiştir. “Peşkir” veya “Dökme” adı verilen dikdörtgen biçimindeki el dokumaları Havlu yerine kullanıldığından bu dokumalara “Yüz Bezi” denildiği tespit edilmiştir. Kendi ipinden iki kısa kenarında saçak bulunan dokumalar keten, ipek veya pamuktan yapılmıştır…
Devamı »
Örme, Kroşe ve diğer tekstil sanatlarında germe elyapımı tekstil ürünlerinin biten parçalarının gergin kalmasını sağlamak için yapılan son işlemdir. Her parça germe işlemine gereksinim duymaz, buna karşın germe işlemi dantel için standartdır ve süveter, çoraplar ve diğer katı parçalar için görülmedik değildir. Isı ve nem den dolayı germe konfeksiyonu ayarlar ve son ebatları belirli ölçüye uydurur ve arçanın gücünü de artırabilir. El üretimiyle yapıaln parçalarda kumaş üzerinde tabii baskı onun istenilen biçim ve ölçülerden sapmasına neden olabilir. Germe işlemi sadece tabii lifler üzerinde etkili olur. Bu yumuşak huyluluk derecesi ençok esneklik sağlayan yün tarafından kullanılan ipliğin tipi ile belirtilebilir. Bu bölümde üretilen projeler için germe işlemi normal olarak son birleştirme işleminden önce yapılır.
Devamı »
Dokumacılık, yapım teknikleri ve kullanılan araçlara göre üç grup altında incelenir.
Mekik Dokumalar: Kumaş Dokuma, Siirt Battaniyesi, Kolan, çarpana dokuma
Kirkitli Dokumalar:ler
Kirkitli Düz Dokumalar; Kilim, Cicim, Zili (sili), Sumak
Kirkitli Halı dokumalar; Halı
Mekiksiz Dokumalar: Palaz, Kolan, çarpana (kartlı, kartsız dokumalar), Dokusuz Dokular (Keçe)
Devamı »
Osmanlı “saray kumaşları” çok zengin malzeme ve desen içeren, sultan ailesi ve saray mensupları için dokunan kumaşlardır. Osmanlı sanatında özel öneme sahip bu gruba, Osmanlı Sarayı’nın tefrişatı amacıyla dokunmuş kumaşlar da dahildir.
Osmanlı kumaşlarında renk ve desen zenginliği dikkat çekicidir. XIV. yüzyılda oldukça büyük motifler ve çok canlı renkler içeren Türk kumaşlarında iri kozalak, çınar yaprağı, nar motifleri belirgindir.
Devamı »
Dokuma sanatı, halıyla beraber göçebe yaşantısının önemli bir parçasıdır. Lüks kumaşın, İslâm geleneğinde de önemli bir yeri vardır. Anadolu, Ortaçağ’da oldukça tanınmış bir kumaş üretim merkezi olmasına rağmen bu dönemden kalan kumaş örneği yok denecek kadar azdır. Bilinen en önemli parça, üzerinde Alâeddin Keykubat için yapıldığı yazılı olan bir kadife dokuma parçasıdır. Bu parça bugün Lyon Dokuma Müzesi’nde sergilenmektedir. Kırmızı zemin üzerine altın telle dokunmuş arslan motifleri ve bitkisel arabesk doldurulmuş daire dizileri bulunan bu kumaşın, Selçuklu saraylarının özel dokuma tezgâhlarında dokunmuş olabileceği kabul edilmektedir.
XIII. yüzyılda Marco Polo, XIV. yüzyılda da İbni Batuta gibi gezginler Anadolu’nun ipek, kadife ve diğer kumaşlarının ününden söz ederler. Bunlar içinde Denizli bölgesinin özellikle şöhret kazandığı anlaşılmaktadır.
Yatay, dikey ya da gelişmiş dikey tezgahlarda dokunur. Desenler dokumada kolaylık sağladığı için genellikle geometriktir. Desenlerin bulunduğu belirli alanlarda renkli bir atkı, çözgülerin alt ve üstünden geçerek bir başka rengin sınırına kadar gider ve buradan geri döner. Böylece aynı renkteki atkılar, kendi desen alanlarındaki çözgülerin arasından geçerek bir motif oluşturur. İplikler bu esnada biraz bol bırakılır, son olarak kirkit denen aletle sıkıştırılır. Düğümler gizlenir.
Kilimlerde kullanılan teknikler, renkler ve motifler yörelere göre farklılık gösterir. Bir kilim iki ayrı teknikle de dokunabilir.Teknik ve motif benzerlikleri olduğundan, bir kilimin gerçek yaşını öğrenmek zordur. Ancak kullanıldığı iplikten ve renklerinden (1880 yıllarında sentetik boyalar Türkiye’ye girmiştir) aşağı yukarı bir tarih saptanır.
Sade, serin, doğal, dayanıklı, zarif…
İlk Çağ’da dokumacılıkta, pamuktan sonra en fazla kullanılan hammadde ketendir. Beş bin yıllık eski Mısır mezarlarında bulunan keten dokumalar, bu lifin çok eski zamanlardan beri kullanıldığının kanıtıdır.
Mısırlılar’a göre tanrı İsis dokumacılığı öğretendir, kardeşinin ve eşi Osiris’in bedenini sarmak için keteni bulmuştur. Aynı çağda, Babilliler’in yün ve keten dokumaları ise mükemmeldir. Mısırlılar keteni çok farklı kalite- lerde dokuyarak üretmişlerdir. Bu dönemde sarı ve kırmızı olarak ta renklendirilen keten en çok beyazlatılmış olarak kullanılmıştır.
Olağanüstü inceliği nedeniyle şairler onu “dokunmuş hava”ya benzetmişlerdir. Keten, firavunlardan mumyalara tüm eski Mısır’ı giydirmiştir. Fenikeli tüccarlarca Galya ve Britanya’ya götürülen keten daha sonra Romalılar tarafından benimsenmiş ve İmparatorluğun her yerine yayılmıştır.