Geleneksel Türk El Sanatları, Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların kültür mirasıyla, kendi öz değerlerini birleştirerek zengin bir mozaik oluşturmuştur.
Geleneksel Türk El Sanatlarını; halıcılık, kilimcilik, cicim zili, sumak, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik-çömlek yapımcılığı, işlemecilik, oya yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, sepetçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, örmecilik, ahşap ve ağaç işçiliği, arabacılık vb. sıralanabilir.
Devamı »
Türk mimarlığında çininin bezeme düzeni içinde mimarlığa bağlı olarak kullanılışı, İran Büyük Selcukluları ile başlar. Çininin mimarlıkta yoğun biçimde kullanılması ve gelişmesi XIII.yüzyıl sonlarına rastlar.
İlk Osmanlı dönemi çinileri renk bakımından daha zengindir. Osmanlı Devleti’nin başkentlerinden biri olan İznik, çini yapımının gelişmesine büyük katkısı olmuş önemli bir merkezdir. İznik’te duvar çiniciliğinde ve keramiklerde yeni teknikler geliştirildiğinden, hızlı ve sürekli bir üretim yapılabilmiştir. XVI. yüzyılın başlarından sonra mozaik ve altın yaldızlı çiniler yerine renkli sır tekniğiyle, kare levhalar halinde üretim yapılmıştır. XVI.yüzyılın ikinci yarısında renkli sır tekniği bırakılarak tüm çiniler sıraltı tekniğiyle yapılmaya başlanılmıştır. Sarı, ve açık yeşil renkler ortadan kaybolmuş, firuze, mavi, yeşil mercan kırmızısı, açık lacivert ve beyaz renkler egemen olmuştur.
Devamı »
Çini deseni yapmak için sır altı,sır üstü ve minai tekniklerini çok iyi kullanmak gerekmektedir…
Devamı »
Kütahya Çini Sanatı
Kütahyanin simgesi ve onu bütün dünyaya tanıtan “Çinicilik” Kütahya ‘da önemli bir sanat olmanın yanında bir geçim koludur da.
Devamı »
Pişmiş topraktan duvar süslemesi yer kaplaması kap-kacak v.b. sanat değeri olan eşya yapma.
Çinicilik tarihinde ilk aşama topraktan yapılan eşyanın pişirilmesiydi. Bugüne kadar elde edilebilen bilgilere göre bu tür çalışmalar önce M.Ö. 6500 yılında Anadolu ve Mezopotamya’da başlamıştır. Mezopotamya uygarlığında yapıların dış yüzleri tuğlalarla kaplanıyordu. Konya yakınındaki Çatalhöyük kazılarında da pişmiş topraktan yapılmış çok eski süs ve kullanma eşyası bulundu. Çin‘de bu ülkenin batıya açılan giriş kapısı sayılabilecek Kansu’da yapılan kazılarda yaklaşık olarak M.Ö. 2400-2500 yıllarına ait pişmiş topraktan eşya ortaya çıkarılmıştır.
Bugünkü anlamıyla çinicilik yani özel çamurlardan (kaolin [bir tür kil] kuvars ve kireçtaşı) yapılmış eşyanın yüksek derecelerde (1300 derece) pişirilmesi sırlanması ve süslenmesi göz önüne alındığında çinicilik tarihi ancak XII. yüzyıla kadar götürülebilmektedir. Ancak pişmiş toprak eşyanın sırlanması ve süslenmesi bakımından Cilâlıtaş Devri (Neolitik Çağ) başlangıç sayılabilir.
Araştırmacıların bulgularına göre çinicilik Anadolu ve Mezopotamya’dan İran’a geçmiş oradan da doğuya yayılmış Türkistan’da yaygın bir sanat halini almıştır. Çiniciliği Avrupa’da yayanlarsa Araplardır. Arapların İspanya’daki egemenliği sırasında Granada Valencia Paterno gibi şehirler bu işin merkezi haline gelmiş aynı dönemde yani XIV. yüzyılda çinicilik buradan Avrupa’ya doğru yayılmağa başlamış XV. yüzyılda Sicilya’dan Floransa’ya geçmiştir. XVIII. yüzyılda Fransa’da Almanya’da Macaristan’da çinicilik yüksek düzeyde bir sanat kolu olarak gelişmiştir.
Çini, bir yüzü sırlanarak renkli motif ve dekorlarla nakışlanmış bir kaplama malzemesidir. Çinilerimizin desenlerinin yapılmasında sır altı tekniği kullanılır. Çinicilik sanatının Orta Asya’da başlayıp buradan Anadolu’ya ve Avrupa’ya taşındığına inanılmaktadır. Günümüzde Güzel Sanatların içinde yer alan çiniyi bir süsleme malzemesi olarak binalarda ve kitabelerde Asurlular, Mısırlılar, İranlılar ve Orta Asya Türkleri kullandılar. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Anadolu’da çeşitli yerleşim merkezlerinde çini imalatı yapılmıştır. Selçuklularda firuze (turkuvaz), yeşil, kobalt mavisi kahve renkli ve transparent sırlı çini örnekleri çok bol bir şekilde görülmektedir.
Turkuvaz, mavi, koyu bir tatlı yeşil, kırmızı, açık lacivert, beyaz ve bazen siyah olarak görülen yedi rengin 16. yüzyıl Osmanlı çinilerinde sır altına tatbiki dünya çini sanatında benzeri görülmemiş bir teknik gelişmedir.